Edebiyat Sayfama HOŞGELDİNİZ Şiirlerimi, hikayelerimi ve kitap yorumlarımı paylaştığım kişisel sayfamdır.
Cuma, Nisan 10, 2026
Yalanın Erdemi
Pazar, Ocak 26, 2025
Yaşamın Anlam Ve Amacı Alfred Adler
Kitabın Künyesi
Yazarı : Alfred Adler
Yayın Evi :
Olipmos Yayınları
Sayfa Sayısı : 293
Basım Yılı : Mayıs 2022
Çeviren: Fadime
Erkek
Geçmiş yaşantılara
dair sorulmayan soruları sorarak hayatlarımızdaki sorunların olası çözümlerini
buldurmayı amaçlayan ve daha iyi bir yaşama ulaşmak için faydalı bir rehber
olan bu eser kendisi bir psikiyatrist ve bireysel psikoloji kuramının kurucusu olan Alfred Adler tarafından kaleme alınmış olup Fadime Erkek
tarafından çevrilmiştir.
“İnsanlar anlamlar
dünyasında yaşarlar.”
“Gerçekliği her
zaman ona yüklediğimiz anlam yoluyla, kendisini değil, yorumlanmış bir şey
olarak deneyimleriz.”
Alfred Adler, insanların hayatlarına ve onları etkileyen olay ve olgulara nasıl anlamlar yükledikleri, bu olayların, onların
hayatlarına nasıl etki ettiğini, insanların yaşadıkları durum ve olaylara nasıl tepki verdiklerini, toplumu
nasıl etkilediklerini ve insanların
sonunda nasıl bireylere dönüştükleri veya dönüşemedikleri kendi deneyimleri ve bilimsel çalışmaları ışığında on iki alt başlık altında anlatmaya çalışmaktadır.
Bu kitabı uzun uzadıya inceleyip, teferruatlı
bir inceleme yazısı yazmak isterdim ancak hoş görülsün ki bu
uzmanlık isteyen bir durum. Bu yüzden kitabın çok kısa bir özetini yazdım eksik
kalan kısımlar olmuştur.
Adler insanların yaşadığı
problemlerin temelinde çocukluk
döneminde "işbirliğini" öğrenemeden sonraki evrelere geçmesinin yattığını
belirtir. İnsanların bunu keşfedebildiklerinde iyileşebileceklerini vurgular. Bu
aşamada ebeveynlik, özellikle çocuk ve dış dünya arasında köprü görevi gören
anne ve annelik kavramının öneminin üstünde durur.
Kitabı dil ve anlatım açısından
incelediğimizde yazarın oldukça sade ve gündelik bir dil kullandığını söylemeliyim. Bu kitap, insanların
kendilerini ve diğerlerini daha iyi tanımlarını, anlamalarını sağlamayı
amaçlamıştır. Böylece bireye dönüşme yolunda kişilerin deneyimleyebilecekleri olası problemlerin altında yatan
sebepleri keşfetmelerini sağlamayı ve faydalı/uygun çözümler bulmalarını amaç eder. Böylece, bireyler hayatlarını daha
olumlu şekillendirebilirler.
Çok Kısa Özet
Alfred
Adler birinci bölümde bireyin hayatını
olaylara ve nesnelere yüklediği
anlamlarla yaşadığını belirtir. Bu
bireysel psikoloji açısından önemlidir. İnsanlar varlıklara ve olaylara yükledikleri anlam
kadar değer verirler, onu sever , ister, veya tepki verir. Aynı problemlere
farklı tepkiler verdiğinden bahsedilir.
Bir sonraki bölümde kişinin yaşamında akıl ve beden ilişkisi üstünde durmaktadır.
Üçüncü bölümde insanların eylemleri ve
tutumları altında yatan sebepleri aşağılık ve üstünlük kompleksi alt başlığında
inceler. Burada üstünlük komplesinin dahi altında yatan sebeplerin pek çoğunda
aşağılık kompleksi olduğunu deneyimlerinden örnekler vererek aktarır.
“Bütün ruhsal
ifadeler içerinde en açıklayıcı olanları bireyin anılarıdır.”
Bireysel
psikolojide önemli unsurlardan birinin
kişinin ilk anıları olduğunu vurgular. İlk anılar kişinin yaşam bakışını
somutlaştırması olduğu ve bunun kişinin diğer ifade ve tutumlarıyla karşılaştırması
gerektiğini vurgular.
“Uyurken bile
dışımızdaki dünyayla iletişimimiz devam ettiririz.” Sonraki bölümde rüyaların
kişinin karakterini, tutumlarını, eylemlerini açıklamada önemini vurgular. Rüyanın anlamını keşfetmekten ziyada amacını
anlamaya çalışmak gerektiğini ve bireysel psikolojinin bunu amaçladığını
belirtir.
Kişinin
gelişimi üzerinde ailenin etkisini,
özellikle annenin etkisini “Ailenin
Etkisi “ başlığında açıklar. Bu kısım kanımca gerçekten hayatidir ve bunu
deneyimleriyle oldukça net bir şekilde ifade eder. Anne dış dünya ile ilgili
bebeğin ilk bağı ve köprüsüdür. Babayla
veya diğer dış kaynakları tanıma olanağını anne sağlar veya engeller. Annenin
çocuğa karşı tavrı onun ilerideki karakteri üstündeki etkilerini vurgular.
Okulda
öğretmen ve diğer paydaşların çocukla ilişkisini ve öğretmenin ailenin çocukla
ilgili yaptığı hataları düzeltme görevi üstünde dururken ergenlik
döneminde çocuğun yaşadığı bu sürecin öyle
muhteşem ve çocuğu baştan yaratan bir süreç olmadığı aslında çocuğun hazır olması veya olmaması yani çocukluk dönemiyle
alakalı olduğunu belirtip, bu dönemde özellikle şımartılmış veya yoksun
bırakılmış çocukların problem yaşadığını aktarır.
Sonraki bölümde bireysel psikoloji kuramına uygun olarak suçlu psikolojisinin altında yatan nedenleri irdeler ve en başa döner ilk çocukluk dönemine dayandığını belirtilir. Bu dönemde olumlu işbirliğini öğrenememiş şımartılmış veya yoksun bırakılmış çocuklar arasından suçluların çıktığını vurgular. Meslek , aşk ve evlilik ve diğer insan ilişkilerinde de incelendiği diğer başlıklarda yaşanan sıkıntı ve problemlerin altında yatan olası sebepler ve tedavileri çözümlerinden bahseder.
Sıkılmadan
okuyacağınız bir kitap, keyifli okumalar.
Pazar, Ocak 05, 2025
Kısa Yorum
Kitabın
Adı: Sürgün Gezegeni (The Planet Of Exile)
Sayfa sayısı:144
Yazar :Ursula K.LE GUIN
Çeviren : Ekin Odabaşı
Basım Yılı:10. Baskı 2022
Türü: Bilim Kurgu
Ana Kahramanlar: Rolery, Agat, Wold.
Ana tema: Otorite kişinin kendisinden mi kaynaklanır, yoksa etrafındakilerden mi?
Romanın kısa Özeti:
“Otorite, kişinin kendisinden mi kaynaklanır, yoksa etrafındakilerden mi?”
Romanın özünü belki de bu kısa alıntı bize aktarır. İthaki yayınlarından çıkan bu kitap aslında dünyamızın binyıl önceki kavimler göçü veya yakın yüzyıl içindeki Ortadoğu ve Avrupa ve Amerikasını canlandırır. İnsan olarak kabul edilmeyen Alteralıların -Yabansoyluların - Sürgün Gezegenine Altı yüz anayurt yılı öncesi geldiğinde sahip oldukları derin bilgi ve teknoloji Tevarlıları korumayı amaçlayan ( Birlik Yasaları) yüzünden yok olup gitmiştir.
" …… Bizim tekerlekli arabalarımızı gördün mü? işte bu da bir çeşit binek arabasıydı, ama havada uçardı.”
“……… Halkınız O arabalardan yapabilir mi diye sordu, Rolery hayran hayran…..” “Hayır "dedi o tarz hünerlerimiz burada köreldi gitti. Yasa bize sizin seviyenizi aşmamamızı emrediyor. 600 yıldır tekerlek kullanmayı bile öğrenemediniz …”
“Çocukken bize okutulan Birlik yasalarında şöyle yazıyor: bölge Konseyi, gezegenin denetim veya üyeliğe hazır olduğuna kararına varana dek hiçbir din ve ihtilaf yayılmayacak, hiçbir teknik ya da teori üretilmeyecek bir gün hiçbir kültürel ya da model ihraç edilmeyecek, İletişim becerisi bulunmayan ileri zekalı canlılarla veya herhangi bir kolonyal gezegenle sözüstü iletişim kullanılmayacaktır…..” “Anlayacağın, bizim de aynen sizin gibi yaşamanız gerekiyor burada.” Bir kaç bin yıln önce yapılan kimin inşaa ettiği üstüne teoriler kurulan Mısır piramiterini, babil kulesini, Aztek ve Maya uygarlıklarını anımsatması ayrı bir durumdur.
“Alteralılar evlerinde pek Mobilya bulunmazdı halının üstündeki minderlerde yatarlardı ve sandalye olarak ancak ince yastıkları kullanırlardı.”
“...Konaktan çıkarken her birine birer bohça ekmek ve at sütü kesmeyi verildi….”
Alteralılar daha çok doğu uygarlıklarına ait kültürel izler taşır. Gaallar keza büyük göçü temsil edecek şekilde göçebe doğu toplumlarını (Türkler, Moğullar) anımsatan şekilde aktarılmış.
“Bu defaki uzun boylu yapılı ve oldukça gençti şefler gibi yürüyordu, koyu teni ve sıradışı simsiyah gözleri olmasa insan sanılabilirdi.”
Yazar, Avrupalı beyaz ırkın üstünlüğünü ve Avrupalıların diğer ırkları insan olarak görmeme yargısını eleştirmektedir. Dahası, dünya halklarını başka adla uzak bir gezegende bir arada kurgluladığı bu bilim kurgu romanında beyaz ırkın üstünlüğü teorisine eleştirel bir bakış getiriyor. Özelde de Liderlik ve üstünlük kavramlarını bireyin kendisinden kaynaklandığı mı yoksa toplumun ırksal, sınıfsal veya fiziksel özelliklerinden dolayı bazı kişilere yüklediği rollerden kaynaklandığını sorgular ve bunu Wold ve Agat , Rolery ve diğer bazı kahramanlar vasıtasıyla bize aktarır..
Avrupalı ırk üstünlüğü ve liderlik kavramlarını eleştirel bir bakışla romanında aktaran yazar , zaman zaman anılara başvurmuş , kısa betimlemeler kullanmış ancak okuyucuğu yoracak ve sıkılmasına sebep olabilecek bir anlatımdan uzak durmuştur.
“Tevarlı erkek ve kadınları Umaksuman’ın etrafında toplanmıştı Agat'ta herkesin duyabileceği yüksek bir sesle Tevar Halkı Ladin Halkıyla omuz omuza surlarımızı savundu, isterlerse bizimle kalabilir,isterlerse gidebilirler, isterlerse bizimle yaşar, istemezlerse bizi terk edebilirler. Şehrimizin kapıları size kış boyu açık gönlünüzce girip çıkabilirsiniz.”
Keyifli Okumalar.
Cumartesi, Ağustos 10, 2024
Aşıklar Bayramı
Perşembe, Ağustos 08, 2024
Lanetli Tavşan
KEDİ FELSEFESİ
Pazartesi, Ocak 15, 2024
Pazartesi, Aralık 25, 2023
Zübük Kısa Yorum
“Şimdi çok iyi anladım ki zübük bir
tane değil, biz hepimiz birer zübüğüz bizim hepimizin içindeki zübüklük olmasa, bizler de birer zübük olmasak,
aramızdan böyle zübükler büyüyemez idi. Hepimizde birer parça olan zübüklük
birleşip, işte başımıza böyle zübükler çıkıyor. Oysa zübük bizde bizim
içimizde. Onları biz kendi zübüklüğümüzden yaratıyoruz. Sonra kendi
zübüklüklerimizin bir tek zübükte birleştiğini görünce ona kızıyoruz
Son derece can alıcı ve çarpıcı bir ifadedir "Şimdi anladım ki zübük bir tane değil, biz hepimiz birer zübüğüz….. " Az düşününce zübüklük daha hayatımızın başında başlar; anne babasının kendisine olan sevgisini fark ettiğinde istediklerini yaptırmak ve onların duygusallığını kendi için kullanmak isteyen bebek, yahut beğendiği kişiyi elde etmek için farklı kişiliklere bürünen genç kadın ve erkek, yükselmek veya küçük bir ayrıcalık kazanmak için amirine/patronuna yalakalık eden personel, sahte partidaşlık ile kurulan ilişkiler vb.. İşte zübük ve diğer karakterler tüm bu önemsiz görünen ayrıntıların kurmacadaki halidir.
Toplumumuzun , toplumların acı bir gerçeği olan zübüklük kavramı Gogol, Gustave Flaubert, Tolstoy, Dostoyevski, Yaşar Kemal, Kemal Tahir, Fakir Baykurt , Sabahattin Ali, gibi pek çok toplumcu gerçekçi yazarlar tarafından bolca yergi ve mizah barındırmalarına rağmen genellikle gerçekçilik yönü ağır basan bir şekilde ele alınmıştır . Aziz Nesin ise bizde güldürü edebiyatının öncülerindendir ve güldürü türünde yazdığı eserlerde ve mevzu bahis olan bu kitabı "Zübük'te" ne kadar ağır , dramatik, ve acıklı olsa da toplumsal olayları anlatımında yergi ve abartı yönü çok ağır basar.
Anadolu’nun farklı illerinde
yaşanmış çeşitli hikâyelerin temeline dayanarak oluşturulan ve insanların sahip olduğu kötü
hasletlerin yoğunlaşıp birinde vücut bulmasını ve onun kuş uçmaz kervan geçmez
bir Anadolu beldesinde trajik, komik ve bir o kadar da düşündürücü bir olaylar
silsilesini konu eden hikaye , beldeye atanan Almanca öğretmeninin
arkadaşına yazdığı mektuplar üstünden anlatılmaktadır. Yazarın dili oldukça
sade olmakla beraber yerel ağız ve üslubu fazlasıyla yansıtmaktadır.
Deneyim, tanıklık ve gözlem yoluyla öğrenilip içselleştirilen ve bilinçsizce sergilenen davranışlar insanlar tarafından doğal ve insan tabiatının sonucu kabul edildiği söylenelebilir, en azından kendi gözlem ve deneyimlerim bunu gösteriyor. İçselleştirdiğimiz ve genel kabul haline gelen yanlışların kişinin kendisi tarafından veya yaşanılan toplumdaki kişilerce fark edilip görülmesi çok zordur. Bu yüzden Nesin bizim aynaya bakmamızı istiyor. Kendi zübüklüğümüzü görüp kabul etmeden nasıl diğer eğrileri düzelteceğiz.
Keyifli Okumalar
Pazar, Eylül 24, 2023
KISA KİTAP YORUMU -Tatar Çölü- Dino Buzzati
" Haydi biraz cesaret Drogo, bu senin son kağıdın, ölümün karşısına asker gibi çık ki hiç olmazsa kandırılmış yaşamın güzel bitsin. yazgından intikamını al, kimse sana kahraman ya da buna benzer bir şey demeyecek ama işte tam da bunun için böyle yapmaya değer."
Hülya Uğur Tanrıöver'in çevirisiyle iletişim yayınlarından çıkan Dino Buzzati'nin Tatar Çölü Romanı 232 sayfadan oluşmaktadır. Romanda Giovanni Drogo'nun Tatar çölünde bulunan Bastiani Kalesini, tatar çölünü ve oradaki yaşamı anlatır.
Yazarın kendine özgü bir üslubu vardır. bu üslup biraz melankoli barındır. Kahramanın hislerini kullandığı kelimelerde kolaylıkla hissedebilirsiniz. Kahramanın hayata karşı duyduğu gücenmişlik ve sitem her fırsatta karşımıza çıkar. Dahası anlatımı kimi yerde simgesel, ve romantiktir.
" Ama sonra aklına bir şey takıldı: ya her şey bir yanlışlıktan ibaretse soru işareti ya bu cesaret sadece bir tür sarhoşluksa? Ya o cesaret aslında yalnızca mis kokulu havaya, harika gün batımına, fiziksel acıların bitimine ve alt kattaki şarkılara bağlıysa? Ya birkaç dakika ya da bir saat sonra eski zayıf ve yenik Drogo'ya dönüşürse."
" Elveda binbaşı Ortiz , elveda kendini bu yapıdan bir türlü kurtaramayan melankolik dost; elveda, senin gibi çok uzun zaman inatla umut eden ve sana benzeyenler: zaman elini sizden daha çabuk tuttu, sizinse artık her şeye yeniden başlama hakkınız yok."
Bastiani Kalesi genç teğmenin ilk ve son son yeridir. Pek gönülsüz olarak gittiği bu kalede ömrünün otuz yılından fazlasını harcar. Burada hep bir umut barındırır içinde. Bu umut dönemin çoğu askerinin içinde barındırdığı kahraman olmak , zafer arzusunu yaşama umududur ancak bu hiç bir zaman gerçekleşmez. Karartısı görünen ve uzaklarda saldırmak için yol yapan o düşman hiç gelmez, en azından o sağlıklı ve dinç iken. Zamanla Tatar çölündeki durağan yaşama ve alışkanlıklarına bağlanır Teğmen Drogo ancak bu gönüllü bir bağlılık değildir; bu yaşamın dayattığı bir teslimiyettir.
" evet doğrudur bu ilerleyen, şimdi daha yakında olduğu için kolayca seçilmekte, yüzünde hiç bir özel hüzün belirtisi görülmemektedir. isyan etmemiş, istifasını vermemiş, bu haksızlığı hiç ses çıkamadan kabullenmiş, ve her zamanki görevine dönmektedir."
Belki de hala savaş kazanma arzusu onun bu her şeyden tecrit olan , ıssız yerde kalmasına sebeptir. Tatarlar Kuzeyden hiç gelmezler, yıllarca kulaktan kulağa yayılan savaşın geleceği o yol biter lakin onun büyük bir arzuyla beklediği anı yaşayamaz Drogo.. Pek çok yol arkadaşı emekli olmuş ve Bastiani kalesinden ayrılmıştır. hastalık iyice onu pençesine aldığında o beklenilen haber gelir lakin o artık yataktan kalkmaya mecali olmayan biridir. Maalesef Kaleden ayrılmak zorunda bırakılır ve Tatar Çölünde değil bir han odasında yalnız başına hayata gözlerini kapar.
Salı, Temmuz 11, 2023
Cennetten Kaçan Çocuk
Cennetten Kaçan Çocuk
‘Olasılık’ herkesin inanmaktan başka çaresinin olmadığı nesnel verilerdir fakat yer ve zamana bağlı olarak kişiden kişiye değişebilir. Sayılar doğruyu söyler ama insanlar söylemez. İnsanlar ya birbirlerini kandırarak ya ön yargıya kapılarak ya nefret besleyerek ya da kuşku duyarak sayıları kirletir. Bu yüzden olasılıklara güvenilmez.”
En iyi yalan bir kısmı gerçek olandır. Yazar Jung Myung Lee Cennetten Kaçan Çocuk” romanını yazarken gazetelerde yayımlanan bazı haber veya makaleleri romana uygun olarak yeniden kurgulamıştır. Böylece hikâyeye daha fazla gerçeklik algısı katmıştır kitabın isminde yer alan ‘Cennet’ kelimesi alegorik bir ifadedir ve halkının sefalet, açlık içinde yaşayan komünist Kuzey Kore Cumhuriyetini temsil eder. Bu ebetteki sözde bir cennettir ve biz Gilmo’nun başından geçenleri okuyup öğrendikçe bu durum daha gözler önüne serilir: çalışma kamplarını, uçmayan maket uyduları, Kuzey Kore’nin gücünü dünyaya göstermek için eğitilen çocukları…
Asperger nörolojik bir rahatsızlık olan otizm spektrumunun bir türüdür ve bu rahatsızlığa sahip kişinin normal hatta üstün zekalı bir kişi olduğu ve bir konuda dahi seviyesinde olacak kadar iyi olabilmesiyle birlikte insanlarla iletişim kurmakta çok zorluk çeken kişiler oldukları söylenebilir. Kitabın protagonisti Gilmo Kuzey Kore Cumhuriyetinde doğmuş ve babası gizli bir Hristiyan’dır. Ancak Hristiyanlığı öğrenilince hayatları altüst olur.
“Ölümden ziyade önce nasıl yaşaman gerektiğini öğrenmelisin.”
Hikaye New York’ta işlenen cinayet ve olay mahallinde bulunan sayılar ve sembolleri içeren bir bilmeceyle başlar. Geçmişle günümüz arasında flashback ( zamanda geriye sıçrama) anlatım tekniğine bolca başvurmuş olan kitapta okuyucunun dikkati hem canlı tutulmuş hem de oluşabilecek anlamsal boşlukları önlenmiştir. Saflıkla kötülüğün , ideoloji ve ile yaşama tutunma arasında sıkışmış insanları, yozlaşmış yaşamları, bolca görürüz romanda.
İçerisinde cinayet, soruşturma, akıl oyunları vb. kavramları barındırması bana biraz Arthur Conan Doyle eserlerini anımsattığını diye bilirim. Bununla birlikte, Gilmo’nun Yeonge-ae’yi ( çalışma kampında tanıştığı kız) bulmak için Kuzey Kore’den, Şangay, Makao, Güney Kore’ye, oradan Meksika ve o New York’ a gitmesi bana biraz popüler ürünü olan defalarca aldatmasına rağmen yine de peşinden giden ve kibarca bir tarifle naif, saf karakterleri yansıtmaktadır. Bunu Gilmo'nun rahatsızlığına ve küçükken yaşadığı bağlanma problemlerine bağlıyorum.
Gilmo'nun deneyimlediği olağandışı yaşantılar, neredeyse tüm roman boyunca dokunulmasından rahatsızlık duyan ve Asperger sendromu yüzünden ve yalan söylemediğini düşündüğümüz Gilmo’nun o inanılmaz zekasını kullanarak yalan ve gerçek arasındaki gri alanlar vasıtasıyla CIA ajanlarını aldatması, ve romandaki beklenmedik süreçler son beni oldukça şaşırtmıştır.
Uzak Doğu edebiyatıyla tanışmak için iyi bir eser.
.jpeg)