Cumartesi, Nisan 18, 2026

Define

Mehmet Rauf’un polisiye türündeki denemelerinden biri olan *Define*, olay örgüsünü Şark’ta görev yapan Doktor Şakir Feyzi Bey’in öznel bakış açısından (birinci tekil şahıs anlatıcı) okura aktarmaktadır.
Eserin giriş bölümünde entelektüel, ahlaki açıdan dürüst ve gizemli olaylara ilgi duyan bir profil çizen ana karakter, olay örgüsü ilerledikçe belirgin bir psikolojik dönüşüm geçirir. Bir bulmaca ve ipucu zinciri etrafında şekillenen anlatıda, yazarın kullandığı iç monologlar aracılığıyla kahramanın hırs ve şehvet gibi dürtüsel duygularının su yüzüne çıkışına tanıklık edilir.
Klasik dedektiflik edebiyatının temel dinamikleri göz önüne alındığında eser; bilinmezlik yaratma, okuru entelektüel bir sürece dâhil etme ve kurgusal beklentileri tersyüz etme (sürpriz son) gibi unsurlar açısından zayıf kalmaktadır. Kurgudaki temel yapısal sorunlar şu şekilde özetlenebilir:
Okurun vakaya dair sahip olduğu tüm veriler, anlatıcının süzgecinden geçen sınırlı bilgilerden ibarettir; bu durum okurun kendi çıkarımlarını yapmasını engeller. Olayların düğüm noktalarının çözüme ulaşma süreci analitik bir tümdengelimden ziyade rastlantılara dayanmaktadır. Kurgunun tesadüfler üzerinden ilerlemesi, rasyonalite ve mantık çerçevesine oturtulması gereken polisiye türünün doğasıyla açıkça çelişmektedir.
Eserde, yazarın olaylara ve karakterlere yaklaşımındaki didaktik tavır dikkat çekmektedir. Mehmet Rauf, metin boyunca iyi-kötü dikotomisini (ikiliğini) oldukça keskin çizgilerle belirler:
  Tek Boyutlu Karakterler, Antagonist (kötü) karakterler hiçbir olumlu nitelik barındırmazken , protoganist(iyi)karakterler hep iyi ve güzel nitelikler barındırır. Olaylarda ve durum analizlerinde ahlaki veya psikolojik “gri alanlara” yer verilmez.
  Okuru Yönlendirme Eğilimi: Yazar, verdiği bilgiler, yaptığı tanımlamalar ve öznel yorumlarla okurun metni alımlama sürecine doğrudan müdahale ederek onu sürekli kendi istediği sonuca doğru yönlendirir.
Servet-i Fünun akımının önemli temsilcilerinden biri olan Mehmet Rauf’un, *Define* adlı bu eserinde mensubu olduğu dönemin karakteristik özelliği olan derinlikli duygusal ve ruhsal tahlillerden belirgin bir şekilde uzaklaştığı görülmektedir. Eser, yazarın farklı bir türde kalem oynatma çabası olarak edebiyat tarihimizde yer edinse de, polisiye türünün gerekliliklerini tam anlamıyla karşılayamamış bir deneme olarak değerlendirilebilir.

Aklımdaki Yılan

Giriş
Hatice Meryem’in İletişim Yayınları’ndan çıkan, 112 sayfa ve sekiz öyküden oluşan Aklımdaki Yılan adlı eseri; mizah ve toplumsal eleştiriyi başarılı bir biçimde harmanlayan nitelikli bir çalışmadır. Eser temel olarak kadının toplumdaki konumunu, evlilik kurumunu, toplumsal cinsiyet rollerini ve bilhassa “kutsal annelik” mefhumunu eleştirel bir perspektifle sorunsallaştırmaktadır.
Öyküler Bağlamında Tematik İnceleme
 Kürt Uçurtma Şenlik:Kitabın ilk öyküsünde, idealize edilmiş anne figürüne ulaşma çabası içindeki bir kadın karakter merkeze alınır. Karakterin zihnindeki annelik inşası, kendi annesiyle kuramadığı bağın yarattığı travmayı çocuğuna yansıtmama gayreti üzerinden şekillenir ve bu durum “kutsal/kahraman anne” kimliğinin içselleştirilmesiyle sonuçlanır. Öykü, kadının varoluşsal zeminini salt çocuğuna indirgemesini eleştirirken; kadınlık, annelik ve etnik kimlik arasındaki kesişimsel çatışmaları okura sunmaktadır. Zihinsel kurgular ile pratik gerçeklik arasındaki tezatlar, iç monolog teknikleriyle aktarılmaktadır.
 Kadın Kadına Hesaplaşma: Bu öyküde; ana karakterin evlilik süreci, annesiyle olan dinamikleri, eşinin çocuğunu terk eden eski karısı ve yavrularını bırakıp sonradan geri dönen dişi bir kumru hikayeleriyle çok katmanlı bir anlatı kurulur. Yazar, bu kurgu vasıtasıyla kutsal annelik ile biyolojik annelik kavramlarını karşılaştırmalı olarak irdelemekte ve kuşaklararası travma aktarımını incelemektedir. Karakterin zihinsel projeksiyonları ve içsel çatışmaları psikolojik bir derinlikle işlenmektedir.
 Miras: Anne-kız eksenindeki çatışmalara odaklanan bu metin; ataerkil toplum normlarının anneler aracılığıyla kız çocuklarına dayatılmasını ve bu baskıcı tutumun kadının birey olma süreci üzerindeki tahrip edici etkilerini inceler. Metin, kadın kimliğinin inşasını sekteye uğratan kuşaklararası duygusal ve düşünsel “travma mirasını” yapıbozuma uğratmayı amaçlamaktadır.
 Bir Gün Annem Çocukken: Anlatı, ana karakterin annesinin çocukluk geçmişine uzanır. Annenin öz ve üvey anne figürleriyle olan deneyimleri ve bu yaşantıların kimlik gelişimi üzerindeki kalıcı etkileri çözümlenmektedir. Böylece güncel psikolojik çatışmaların kökenlerine inilerek, geçmişin günümüz benliği üzerindeki yansımaları aktarılmaktadır.
 Ucube Gibi Bir Şey: Bu öyküde kadınlık, kadın dayanışması ve normlara başkaldırı temaları işlenmektedir. Toplumsal cinsiyet rollerine yönelik açık bir itiraz ve meydan okuma pratiğidir.
 Ayna Kuyruk: Varoluşsal bir bunalımdan çıkış yolu arayan karakterin serüvenini anlatır. Psikolojik destek sürecinde alınan tavsiyeler üzerine kuş pazarına yapılan ziyaret ve burada deneyimlenen absürt bir deneyimi, karakterin içsel arayışıyla harmanlanarak sunulur.
 Eski Seks Yıldızı Dostum : Kadın bedeni, toplumsal alanda hayatta kalma stratejileri ve yine annelik kavramının sosyolojik boyutları üzerine odaklanılmaktadır.
 Aklımdaki Yılan: Kitaba adını veren son öykü, çocukluk dönemine ait bastırılmış travmaların bilinçdışından beklenmedik anlarda yüzeye çıkışını ve benlik bütünlüğü üzerinde yarattığı tahribatı psikolojik bir düzlemde ele almaktadır.
Sonuç ve Değerlendirme
Sonuç olarak Hatice Meryem, Aklımdaki Yılan, eserinde annelik kurumuna atfedilen abartılı kutsallığı ve bu durumun kadın kimliği üzerindeki baskılayıcı, hatta yok edici etkilerini derinlemesine analiz etmektedir. Yazar, ataerkil sistemin ve normların yeniden üretiminin bizzat anneler tarafından kız çocuklarına aktarılması döngüsünü irdeler. Keskin gözlemleri ve mizahı ustalıkla bir araya getiren eser, edebiyat sosyolojisi ve feminist eleştiri bağlamında okumaya değer, cesur bir eserdir.

KİTAP ALINTILARI

Mutluluk bir gün geriden gelir Ögrenci Kız Osama Dazai