Perşembe, Ağustos 08, 2024

KEDİ FELSEFESİ

 


      

"Belirli bir amaca hizmet etmeyen ya da anlık keyif vermeyen bir şey yaptıkları nadir görülen kediler realistlerin şahıdırlar. İnsan budalalığıyla karşılaştıklarında öylece arkalarına dönüp giderler. "


    Yazar Burada açık bir şekilde kedilerin davranış yönüyle bir örgüyü takip ettikleri aynı şekilde, temelinde bir mantık olduğu üzerime uyandırır ki gerçekten de kedi davranışlarını incelediğinizde belli bir bölgeye belli bir düşünceye hakim bir şekilde 1 bölümde yazar bize Kedilerle felsefe arasındaki ilişkiyi anlatmaya çalışırken bir yandan da insanın kediye karşı olan o tuhaf Öfkesini özellikle Batı toplumu içerisinde kedileri beslenen düşmanlığı ifade etmek için pek çok örnek verir bu örnekler göz önünde bulundurduğunda ki, kanınca Ortadoğu toplumlarında O biraz daha farklıdır. Batı felsefesinde özellikle ahlak felsefesinin kurucularından olan Descart'ın kedilerde, daha doğrusu insan dışı canlıların ruhlarının olmadığını ispat etmek amacıyla kellere eziyet etmesinden bahsederken aynı şekilde daha sonraki dönemlerde özellikle Katolik veya Hristiyan dünyasının kedileri şeytan, cadı ve kötülük sebebi olarak görüp onları canlı canlı yakarak öldürmeleri, cadılarla beraber ortadan kaldırmaya çalışmaları olmuş. Özellikle, batı toplumunda kedilere karşı beslenen gizli kıskançlığın sebebi  r insanların kendilerini evcilleştirememeleri dahası  onlar insanları evcilleştirilmiştir diyebiliriz. Kedi davranışlarına baktığımızda yazar  evrimin diğer hayvanlar üzerinde pek çok değişiklilere sebep olmasına karşın kedilerde çok fazla bir değişikliğe sebep olmadığını gösterir.

    "Kediler  mutlu olmaya çabalamazlar " yazar bu bölümde öyle muhteşem bir giriş yapar ki aslında insanın içinde bulunduğu o aciz durumu bizlere aleni bir şekilde ifade eder. İnsanlar, hayattaki amaçlarının mutlu olmak olduğunu söylediklerinde; aslında 'mutsuz olduklarını' dile getirirler. mutluluğu bir proje olarak görerek memnuniyeti ilerideki bir zamanda aramış olurlar" tezi anti tezle açıklamaya çalışmak . ....

Pazartesi, Aralık 25, 2023

Zübük Kısa Yorum

 

   


    “Şimdi çok iyi anladım ki zübük bir tane değil, biz hepimiz birer zübüğüz bizim hepimizin içindeki zübüklük  olmasa, bizler de birer zübük olmasak, aramızdan böyle zübükler büyüyemez idi. Hepimizde birer parça olan zübüklük birleşip, işte başımıza böyle zübükler çıkıyor. Oysa zübük bizde bizim içimizde. Onları biz kendi zübüklüğümüzden yaratıyoruz. Sonra kendi zübüklüklerimizin bir tek zübükte birleştiğini görünce ona kızıyoruz

        Son derece can alıcı  ve çarpıcı bir ifadedir "Şimdi anladım ki zübük bir tane değil, biz hepimiz birer zübüğüz….. " Az düşününce zübüklük daha hayatımızın başında başlar; anne babasının kendisine  olan sevgisini fark ettiğinde istediklerini yaptırmak ve onların duygusallığını kendi için kullanmak isteyen bebek, yahut beğendiği kişiyi elde etmek için farklı kişiliklere bürünen genç kadın ve erkek, yükselmek veya küçük bir ayrıcalık kazanmak için amirine/patronuna yalakalık eden personel, sahte partidaşlık ile kurulan ilişkiler vb..  İşte zübük ve diğer karakterler tüm bu önemsiz görünen ayrıntıların kurmacadaki halidir. 

        Toplumumuzun , toplumların acı bir  gerçeği olan zübüklük kavramı Gogol, Gustave Flaubert, Tolstoy, Dostoyevski,  Yaşar Kemal, Kemal Tahir,  Fakir Baykurt ,  Sabahattin Ali, gibi pek çok toplumcu  gerçekçi yazarlar tarafından bolca yergi ve mizah barındırmalarına rağmen  genellikle gerçekçilik yönü ağır basan bir şekilde ele alınmıştır .  Aziz Nesin ise bizde güldürü edebiyatının öncülerindendir ve güldürü türünde yazdığı eserlerde ve mevzu bahis olan bu kitabı "Zübük'te" ne kadar ağır , dramatik,  ve acıklı olsa da    toplumsal olayları anlatımında yergi ve abartı yönü çok ağır basar. 

        Anadolu’nun farklı illerinde  yaşanmış çeşitli hikâyelerin temeline dayanarak oluşturulan ve  insanların  sahip olduğu kötü hasletlerin yoğunlaşıp birinde vücut bulmasını ve onun kuş uçmaz kervan geçmez bir Anadolu beldesinde trajik, komik ve bir o kadar da düşündürücü bir olaylar silsilesini konu eden  hikaye , beldeye  atanan Almanca öğretmeninin arkadaşına yazdığı mektuplar üstünden anlatılmaktadır. Yazarın dili oldukça sade olmakla beraber  yerel ağız  ve üslubu fazlasıyla  yansıtmaktadır.

        Deneyim, tanıklık ve gözlem yoluyla öğrenilip içselleştirilen  ve bilinçsizce sergilenen davranışlar insanlar tarafından  doğal ve insan tabiatının sonucu kabul edildiği söylenelebilir, en azından kendi gözlem ve deneyimlerim bunu gösteriyor.  İçselleştirdiğimiz ve genel kabul haline gelen  yanlışların kişinin kendisi tarafından  veya yaşanılan toplumdaki kişilerce  fark edilip görülmesi çok zordur. Bu yüzden  Nesin  bizim aynaya bakmamızı istiyor. Kendi zübüklüğümüzü görüp  kabul etmeden nasıl diğer eğrileri düzelteceğiz.

Keyifli Okumalar

Pazar, Eylül 24, 2023

KISA KİTAP YORUMU -Tatar Çölü- Dino Buzzati

 





" Haydi biraz cesaret Drogo, bu senin son kağıdın, ölümün karşısına asker gibi çık ki hiç olmazsa kandırılmış yaşamın güzel bitsin. yazgından intikamını al, kimse sana kahraman ya da buna benzer bir şey demeyecek ama işte tam da bunun için böyle yapmaya değer." 

         Hülya Uğur Tanrıöver'in çevirisiyle iletişim yayınlarından çıkan Dino Buzzati'nin Tatar Çölü Romanı 232 sayfadan oluşmaktadır. Romanda Giovanni Drogo'nun Tatar çölünde bulunan Bastiani Kalesini, tatar çölünü ve oradaki yaşamı anlatır. 

        Yazarın kendine özgü bir üslubu vardır. bu üslup biraz melankoli barındır. Kahramanın hislerini kullandığı  kelimelerde kolaylıkla hissedebilirsiniz. Kahramanın hayata karşı duyduğu gücenmişlik ve sitem her fırsatta karşımıza çıkar.  Dahası anlatımı kimi yerde simgesel, ve romantiktir.

        " Ama sonra aklına bir şey takıldı: ya her şey bir yanlışlıktan ibaretse soru işareti ya bu cesaret sadece bir tür sarhoşluksa? Ya o cesaret aslında yalnızca mis kokulu havaya, harika gün batımına, fiziksel acıların bitimine ve alt kattaki şarkılara bağlıysa? Ya birkaç dakika ya da bir saat sonra eski zayıf ve yenik Drogo'ya dönüşürse."

    " Elveda binbaşı Ortiz , elveda kendini bu yapıdan bir türlü kurtaramayan melankolik dost; elveda, senin gibi çok uzun zaman inatla umut eden ve sana benzeyenler: zaman elini sizden daha çabuk tuttu, sizinse artık her şeye yeniden başlama hakkınız yok."


 Bastiani Kalesi genç teğmenin ilk ve son son yeridir. Pek gönülsüz olarak gittiği bu kalede ömrünün otuz yılından fazlasını harcar. Burada hep bir umut barındırır içinde. Bu umut dönemin çoğu askerinin içinde barındırdığı kahraman olmak , zafer arzusunu yaşama umududur ancak bu hiç bir zaman gerçekleşmez. Karartısı görünen ve uzaklarda saldırmak için yol yapan o düşman hiç gelmez, en azından o sağlıklı ve dinç iken. Zamanla Tatar çölündeki durağan yaşama ve alışkanlıklarına bağlanır Teğmen Drogo ancak bu gönüllü bir bağlılık değildir; bu yaşamın dayattığı bir teslimiyettir.

        " evet doğrudur bu ilerleyen, şimdi daha yakında olduğu için kolayca seçilmekte, yüzünde hiç bir özel hüzün belirtisi görülmemektedir. isyan etmemiş, istifasını vermemiş, bu haksızlığı hiç ses çıkamadan kabullenmiş, ve her zamanki görevine dönmektedir."

         Belki de hala savaş kazanma arzusu onun bu her şeyden tecrit olan , ıssız yerde kalmasına sebeptir. Tatarlar Kuzeyden hiç gelmezler, yıllarca kulaktan kulağa yayılan savaşın geleceği o yol biter lakin onun büyük bir arzuyla beklediği  anı yaşayamaz Drogo.. Pek çok yol arkadaşı emekli olmuş ve Bastiani kalesinden ayrılmıştır. hastalık iyice onu pençesine aldığında o beklenilen haber gelir lakin o artık yataktan kalkmaya mecali olmayan biridir. Maalesef Kaleden ayrılmak zorunda bırakılır ve Tatar Çölünde değil bir han odasında yalnız başına hayata gözlerini kapar.  


Salı, Temmuz 11, 2023

Cennetten Kaçan Çocuk

 P.



Cennetten Kaçan Çocuk

‘Olasılık’ herkesin inanmaktan başka çaresinin olmadığı nesnel verilerdir fakat yer ve zamana bağlı olarak kişiden kişiye değişebilir. Sayılar doğruyu söyler ama insanlar söylemez. İnsanlar ya birbirlerini kandırarak ya ön yargıya kapılarak ya nefret besleyerek ya da kuşku duyarak sayıları kirletir. Bu yüzden olasılıklara güvenilmez.”

 En iyi yalan bir kısmı gerçek olandır. Yazar Jung Myung Lee  Cennetten Kaçan Çocuk” romanını yazarken gazetelerde yayımlanan  bazı haber veya makaleleri romana uygun olarak yeniden kurgulamıştır. Böylece hikâyeye daha fazla gerçeklik algısı katmıştır  kitabın isminde yer alan ‘Cennet’ kelimesi alegorik bir ifadedir ve halkının sefalet, açlık içinde yaşayan komünist Kuzey Kore Cumhuriyetini temsil eder.  Bu ebetteki sözde bir cennettir ve biz Gilmo’nun başından geçenleri okuyup öğrendikçe bu durum daha gözler önüne serilir: çalışma kamplarını, uçmayan maket uyduları,  Kuzey Kore’nin gücünü dünyaya göstermek için eğitilen çocukları…

 

Asperger nörolojik bir rahatsızlık olan otizm spektrumunun  bir türüdür ve bu rahatsızlığa sahip  kişinin normal  hatta üstün zekalı bir kişi olduğu ve bir konuda dahi seviyesinde olacak kadar iyi olabilmesiyle birlikte insanlarla iletişim kurmakta çok zorluk çeken  kişiler oldukları söylenebilir. Kitabın  protagonisti  Gilmo  Kuzey Kore Cumhuriyetinde doğmuş ve  babası gizli bir Hristiyan’dır. Ancak Hristiyanlığı öğrenilince hayatları altüst olur.

“Ölümden ziyade önce nasıl yaşaman gerektiğini öğrenmelisin.”

 

Hikaye  New York’ta   işlenen cinayet  ve olay mahallinde bulunan sayılar ve  sembolleri içeren bir bilmeceyle başlar.  Geçmişle  günümüz arasında flashback ( zamanda geriye sıçrama) anlatım tekniğine bolca başvurmuş olan kitapta   okuyucunun dikkati hem canlı tutulmuş hem de oluşabilecek anlamsal boşlukları önlenmiştir. Saflıkla kötülüğün , ideoloji ve ile yaşama tutunma arasında sıkışmış insanları, yozlaşmış yaşamları, bolca  görürüz romanda.

İçerisinde cinayet, soruşturma, akıl oyunları vb. kavramları barındırması bana  biraz Arthur Conan Doyle eserlerini  anımsattığını diye bilirim. Bununla birlikte, Gilmo’nun  Yeonge-ae’yi  ( çalışma kampında tanıştığı kız) bulmak için Kuzey Kore’den, Şangay, Makao, Güney Kore’ye, oradan Meksika ve o New York’ a gitmesi bana biraz popüler  ürünü olan  defalarca aldatmasına rağmen yine de peşinden giden ve kibarca bir tarifle naif, saf karakterleri yansıtmaktadır.  Bunu Gilmo'nun rahatsızlığına ve küçükken yaşadığı bağlanma problemlerine bağlıyorum.

Gilmo'nun  deneyimlediği olağandışı yaşantılar, neredeyse tüm roman boyunca dokunulmasından rahatsızlık duyan ve  Asperger sendromu yüzünden ve yalan söylemediğini düşündüğümüz Gilmo’nun o inanılmaz zekasını kullanarak yalan ve gerçek arasındaki gri alanlar vasıtasıyla CIA ajanlarını aldatması, ve  romandaki beklenmedik süreçler son beni oldukça şaşırtmıştır.

Uzak Doğu edebiyatıyla tanışmak için iyi bir eser.


Perşembe, Mayıs 11, 2023

Alıklar Birliği








“Alıklar  Birliği”
32 yaşında intihar eden  John  Kennedy Toole tarafından yazılan bu kitap kara mizahvari bir eserdir. Kitabın kahramanı İgnatius ise bir anti kahramandır. Kitaptaki olaylar 1950 – 1960’ların  Amerika’sında geçiyor. Yazar, varoş bir mahallede yaşayan anne ve oğlu etrafında gerçekleşen trajik komik ve bir o kadarda düşündürücü olayları, durumları yine varoşlara özgü bir dille anlatıyor. Dönemin  keşmekeşliği; yaygınlaşan televizyon kültürünü, soğuk savaş, beyaz üstünlüğü , renkli ırktan olanların hayata tutunma gayretleri, çeşitli felsefi düşüncelerin, düşünsel  akımların gelişmekte olan toplumdaki yansımaları kitapta kendine özgü bir tarzda biz okurlara sunuluyor.
Anti kahramanımız İgnatius , bol bol geğiren, okula dine, faşizme, komünizme karşı olan  sözde özgürlük  ve adet ve eşitlik taraftarı  bir karakterdir,  ancak aslında  kendi tembelliğini, rahatını bozan her şeye karşıdır.  Kendi rahatı için her türlü yalana, çirkefliğe başvurabilecek bir karakterdir. Bulunduğu her yerde belayı çeken değil  belayı yaratan bir kişiliktir. Annesi kendisinin toplam ve en önemlisi aile bütçesine katkı sağlamasını isteyen, içinde bulunduğu ruhsal durumdan, derin  depresyondan kurtulmasının tek yolunun düzgün bir iş bulup çalışmasından geçtiğini düşünmektedir. Öte yandan sevgilisi de Ignatius'ın içinde bulunduğu ruhsal çöküntünün sebebinin  cinsel dürtülerini bastırması olduğunu düşünmekte ve  onun cinsel dürtülerini serbest bırakırsa düzeleceğini ileri sürmektedir. Kitap karakterleri ve içinde bulundukları toplumu ve olayları oldukça açık şekilde tasvir etmektedir. Yazar karakterleri ve  olayları abartarak veya karikatürize ederek aktarmış gibi görünse de üzerinde biraz düşünüldüğünde toplumda böyle bireylerin çokça bulunduğunu fark edebiliriz. Hatta  kendimizde de kitaptaki karakterlerdeki özelliklerden birini  belki de bir kaçını bulabiliriz.

Çarşamba, Aralık 28, 2022

Gölgeye Övgü

 


    Gölgeye Övgü sanki bir aforizmalar, ya da şiir kitabı başlığı gibi durmaktadır. Ancak Cuniçiro Tanizaki, Geleneksel Japon mimarisini , kültürünü batı kültürü ve mimarisi ile ışık ve gölge kullanımı ve anlamı bakımından karşılaştırır . Geleneksel Japon kültürü ve mimarisinin sahip olduğu ışık ve gölgelerin ahengini, gölgelerin kullanımıyla yaratılan gizemi ve hayal gücünü anlatır. Dahası Geleneksel Japon Kültürü ve mimarisinin Batı kültürünün etkisi altında değişip onun bir taklidi haline gelmesini eleştirir.

Pazar, Eylül 11, 2022

Mide Ağrıma Şiir


Karnımda helezonik  devinimler
Tavanda dans eden şekiller  ve gölgeler 
Midemde tarifi az bir ağrı 
Git gide daha da et ve kemik
Bilemedim , bu hal  geceye mi 
 Yoksa bir bana endemik.
.............

Cuma, Eylül 02, 2022

Bir Farklı Eylül Şiiri

Duydum ki
Eylüle kızıyormuşsun
Ağaç yaprakları sararıyormuş
Dağlar, çayırlar yeşili sıyırıyormuş derisinden
Solgun, hüzünlü bir şeyler karışıyormuş
Havaya
Bir kesim romantikler bitiyormuş
Yağmur altında, şemsiyeli
Buğulu camın ardında, eli kahveli
Kızma
Artık, Eylül de diğer aylar gibidir
Biraz sıradan, bol yağmurlu 
Onda da zamlar vardır 
Şekere, tuza, katığa
Artık o da herkesin 

Salı, Ağustos 30, 2022

Diyorlar

 

Gülsem yüze, gevşek diyorlar Assam suratı meymenetsiz ,bu diyorlar Beğensem , bu, hadsiz diyorlar Geri dursam, bu adam niyetsiz diyorlar
Altan alsam işe yaramaz diyorlar Bizimki olmuş bir gondolcu hikayesi Bizim kibarlığı zayıflık addediyorlar Biliyorum, az kısayım, az da çirkin Gerginsem sesim de çatlar Lakin bu kadar da olmaz, Can cağzım, Bir adam bu kadar kırılmaz.

KİTAP ALINTILARI

Mutluluk bir gün geriden gelir Ögrenci Kız Osama Dazai