Salı, Ağustos 09, 2022

 

 

                                  KISA BİR İNCELEME

                                      (Şair Evlenmesi)

Tanzimat Edebiyatının önemli şahsiyet ve yazarlarından biri olan Şinasi’nin  1860’ta yazdığı tek perdelik “Şair Evlenmesi” eseri batılı anlamda ilk Türkçe oyun kabul edilir. Bu eser ‘görücü usulü evlilik, mahalle baskısı ve yetkisini kötüye kullanan ulemayı yeren kısa bir tiyatro oyunudur, güldürüdür..

Hikayeye akışına bakacak olursak, Müştak Beyin aracı vasıtasıyla Kumru Hanımla evlenmeye beklerken  arkadaşı Hikmet Efendiyle şakalaşmasıyla başlar oyun . Hile ile Kumru Hanım yerine ablası Sakine Hanım ile evlendirildiğini anlaması ve buna itiraz etmesi üstüne aracı kadın imam ve mahalleli arasında başlayan diyalogla devam eder ve sonunda Müştak beyin arkadaşı Hikmet Efendini mahalle imamına rüşvet vererek durumu düzelttirmesiyle son bulur.

Oyunu kısaca incelediğimizde bazı karakterlerin efendi bazı karakterlerin içinse bey unvanlarının kullanılması, batılı tarzda tiyatro  ve batı şiirine meraklı bir şair olan ana karakterimiz – Müştak Bey  batılılaşmaya yeni başlayan Osmanlı toplumunu yansıtmaktadır. Şinasi, özünde hem güldüren hem de toplumdaki yanlış gördüğü davranışları yermektedir. Müştak bey : batılı tarzda giyinen ve batı tarzına hayran bir karakterdir. Hikmet Efendi ise daha doğulu ve gelenekçidir. Ziba Dudu karakteri görücü usulünde var olan kimi zaman para veya hediye karşılığı insanların eş bulmalarını sağlayan aracılık (çöpçatanlık) kavramını bize toplumdaki yansımasına örnektir. Yine Mahalle İmamı için kullanılan Ebüllaklaka ismi  Şinasi’nin dönemin bozulan ve rüşvet alan  din adamlarına ilişkin bakışını yansıtmaktadır.

“Ziba DUDU: Ay, bu söz geline değil, yenge kadınla banadır. Ben sana laf atmayı öğretirim de… (Habbe Kadın’a) haydi yenge kadın! Gelin hanımı çabuk dışarı çıkar da nikahını kıyan efendiyi çağırt. Yanımızdaki kahvedir, orada bulunan mahalleliyi de alsın da gelsin. Şuna da ne  olup bittiğini anlatsınlar.

Müştak Bey: Vay! Mahalleli beni zorla zorla mı güveyi koyacak.

Ziba Dudu: evet, ya güveyi koyarlar ya hapse. “

“Ebüllaklaka: almalı ya! Almazsa namusuna leke sürmüş olur (mahalleliye) öyle değil mi komşular..

Mahalleli: Hay hay!”

Bu karşılıklı konuşmalar bize toplumsal baskının(mahalle baskısı) Osmanlı toplumunda oldukça güçlü bir şekilde var olduğunu ve  bu toplumun kolayca yönlendirilebildiğini  bize aktarılır.

“Atak Köse: (bir elinde kürek bir elinde süpürge) İstemeyük!

Hikmet efendi: ne istemiyorsunuz?

Atak Köse: Ben ne bileyim? mahalleli istemiyoruz diyor,  ben de öyle diyorum. Elbette mahallenin öyle demelerinde hakkı vardır.

Hikmet Efendi: mahallenin neden hakkı var?

Atak köse: hakkı olduğunu pek iyi bilir ama doğrusu neden hakkı olduğunu bilemem.

Hikmet efendi: öyleyse bilmediğin şeye neden karışıyorsun?

 Atak Köse: neye karışmayın, ben de bu mahallenin galbur üstüne gelenlerinden değül müyüm?”

Hikmet efendiyle Atak Köse arasındaki bu konuşmadan kişilerin bir konu hakkında herhangi bir bilgi sahibi olmadan çoğunluk tarafından kabul gören veya dillendirilen görüş, tutum ve davranışları sorgulamaksızın kabul edip ona göre hareket etmesini yermektedir. Yine inanların kendilerini gerçekte ilgilendirmese de başkalarının meselelerine kolaylık müdahil olduğuna işaret edip bunu eleştirmektedir.

Oyunun dili dönemine göre oldukça sadedir. Yine karakterin eğitim durumuna göre kelime tercih ve kullanım şeklini, ağız yapısını, dilbilgisi hatalarını esere yansıtmıştır.  (ATAK KÖSE: istemeyük, Atak Köse: neye karışmayın, ben de bu mahallenin galbur üstüne gelenlerinden değül müyüm?”)

Sonuç olarak , basit bir yapıya sahip, hem güldüren hem de düşündüren, fars türünde ve klasisizm  etkisinde olan bir eserdir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Her samimi yorum değerlidir,yorumunuz için teşekkürler

KİTAP ALINTILARI

Mutluluk bir gün geriden gelir Ögrenci Kız Osama Dazai